Inside My Shell, I Wait and Bleed...

18 Mart 2008

Dökülen Saçlar, Yaşa Bağlı Psikolojik Travmalar ve Alan Parson's Project Üzerine...

Dün ısrarla birisi bana "artık yaşlandığımı" söyledi. 35'e merdiven dayamışım... (da haberim yokmuş.) Artık orta yaşlı sayılırmışım da, benim yaşımdakilerin çocukları ilkokulu bitiriyorlarmış, vs.

Gerçek şu ki otuzbeş riskli yaşlardandır.
Tıpkı 18, 27, 30 gibi. [Bir de 40 var, allah gecinden versin. Zaten 40 yaşına kadar ne yaptım, yaptım - sonrasında benden de bir cacık olmaz zaten.]

Demagojiye sarıldım çaresiz.


"Hep Davut peygamber yüzünden" dedim.

"Hıaa?" sesi çıkardı, Susam Sokağı'nda işittiklerimizden.

Devam ettim: "Adam Zebur'da yazmış, insan ömür yetmiş yıldır diye."

"Eee, ne olmuş yani?" diye karşılık verdi.

"Ne olmuşu mu var, ukala dümbeleği Dante, eserine hava katmak için O'na atıfta bulunup İlahi Komedya'nın ilk cümlesini 'Hayat yolumun yarısında kendimi karanlık bir ormanda buldum.' şeklinde yazmış, kitabı yazmak 36'sında aklına gelseydi ne yapardı kim bilir, çok üzülürdü referansı kaçırdı diye" şeklinde mukabele ettim.

Sustu, bana bakarken devam ettim ben:
"Sen ne Zebur'u okudun, ne de İlahi Komedya'yı... Cahit Sıtkı'nın 35 yaş şiirinden bana maval okuyorsun oturduğun yerde, O da Dante'den çalmış, sen ve senin gibiler de Cahit Sıtkı'dan... Hepiniz aynısınız, tek bildiğiniz ezber, copy-paste, çalma çırpma ve ortalarda entel dantel konuşmak işte. 35 yaş meselesi tümüyle bir şartlanmanın eseri, Zebur'da 60 yaş geçseydi, veya 80, ne olurdu? Bırakın bunları, hayat sizi aydınlatamıyorsa, siz hayatı aydınlatın" şeklinde lafı çevirip, dolayıp dolandırıp soktum gerisin geriye.

Susmadı, susulmaz zaten o lafın üzerine. "Peki.. Söyle bakalım, dökülen saçların kaç yaşında senin? Bir de kum torbası büyüklüğündeki göz altlarındaki şişlikler?" diye sinirli sinirli sordu.

"Selülitlerine ve sarkan göğüslerine bak sen, daha otuz bile olmadın" diye lafı geçirdim.

"Allah belanı versin" dedi.


Halbuki benim de o malum yaşa gelip yolumu çoktaaan kaybettiğimden dem vursa ve açık kaşıma çalışsaydı, round bitmeden beni nakavt edebilirdi...

Sadece yıldırım düştüğünde, deprem olduğunda, yangın çıktığında, bir de beşiktaş savunmasına top geldiğinde aklımıza gelen Allah, mosmor olmuş bir kadının bu acılı duasını kabul eder mi, ben de merak ediyorum.

(Not:Ateistin bedduası ayrı bir renk katar hayata.)


Güzel ülkemizde youtube da yok ki, Alan Parson's teganni buyursun Old and Wise'i...
(okuyucuya not: edit için mahkeme kararı beklenmektedir.)

alın size edit:

30 yorum var:

fish dedi ki...

sorun 35 olmanda değil senin, kendini 65 hissetmen de sanki...

ve ısrarla yol bitmiş gibi yaşamanda..

rakamlara değil hayata bakış açına takılalım derim..

No More Virgilius dedi ki...

fish, duruma göre 18, duruma göre 69,5 olanlardanım ben :)
Ortası yok malesef.

Gökhan dedi ki...

Hasan Hüseyin'in böyle bir şiiri vardı.
18 yaşında yaşadım 40 yaşın bütün ağırlığını ve 40'ımda 18 yaşında bir çocuk gibi...
Ulan karıştırdım ya!
Bir zamanlar bütün Hasan Hüseyinlerim birarada duruyordu. Evlenmeden önce. Eski güzel günlerde, benim kendime ait otonom bir kütüphanem varken...

Oooof offfff

Rakı var mı...

No More Virgilius dedi ki...

Rakı yok, Mariachi var Gökhan... Fıstık da kalmamış, neyse ki Slayer var...
Evlendikten sonra ne otonomisi kuzum?
Sen otur şarap iç:)
yarasın.

fish dedi ki...

puhaaaaaa :)))

evlilik rakı içirir....şarap kesmez...

söleyenlerin yalancısıyım..

PuCCa dedi ki...

en büyük korkum 25 olmaktı oldum, bi bok olmadı..Şimdi Allah biliyo yaa 30 olmaktan çok korkuyorum... biliyorum ki onu 25 gibi kolay atlatamayacağım...

polente dedi ki...

Evlilik demek kütüphaney, lav etmek değil ki, ben evden çeyiz olarak kütüphane mi de getirdim, sırf onun uğruna yatak odasının yerini bile değiştirdim, beyimin kitapları da kutuda bekliyorlar, ağırlığını koyman gerek gökhan abi, gerçi senin hanımla zor tabi, hele ki kütüphanenin üstünde ayakkabı kutularını konuşlamışken

Gökhan dedi ki...

polente kendi ağzınla yakalandın. ben kütüphane için yatak odasının yerini değiştirdim diyorsun ama beyinin kitapları kutuda duruyor. ahan da ordaki beyin ben oluyorum işte.

Vircilyus biranın değerini bil! bira iyidir! :)

pucca, aslında bir nebze John Lennon'dan apartarak bütün mesele zaten senin allam otuz oluyorum demeye başladığın saniyeyle otuz olduğunu farkettiğin saniye arasında cereyan ediyor demek istiyorum.

fish ben aşk sarhoşuyum zaten desem yırtar mıyım? en azından bir şansımı deniyorum.

fish dedi ki...

yırtamazsın gökhan karın okudu bile bence yorumunu :PP şahsen ben olsam çoktan okumuştum :))

ayrıca virgülyus da okuyunca çıkın beaa blogumdan kahvehane mi burası dicek :)))

No More Virgilius dedi ki...

pucca, korku dağları bekliyor... Zaman geçiyor...

gökhan, polente'nin migren atakları var, kızcağız analitik düşünme yeteneğinden mahrum bu aralar, üzerine gitme :) Bira konusuna gelince, işetiyor en fazla, ama asla çarpmıyor...

fish, ben başkalarının bloglarında yiyorum, içiyorum, ortalığı dağıtıyorum, grup seks teklifleri yapıyorum, şebeklikten geri durmuyorum, ağlıyorum, yargılıyorum, akıl veriyorum, dertleşiyorum, dalga geçiyorum, ukalalık yapıyorum.. siz burada dörtlü okey grubu kurmuşsunuz çok mu :)

fish dedi ki...

haaa iyi o zaman suyunu çıkarabiliriz :P

biri seni durdursun yahuuu :)))

gregor samsa dedi ki...

grup seks teklifini kime yaptın virgi. bunca yıldır böyle bir eğilimin olduğunu hiç belli etmedin. bi haber ver yeter (yabancıya gitmeyesin :P)

No More Virgilius dedi ki...

Gregor, ben yıllarca seni bekleyeyim, sen beni uyut başkasıyla bira iç... Sonra da "bir haber ver yeter."

La Santa Roja dedi ki...

Hayatın 18'ine kadar kağnı yavaşlığıyla geçip sonra hızına yetişilememesi herkes için evrensel doğru mudur acaba?

polente dedi ki...

Gayet analitik yaklaştım, önemli olan kimin önce davranacağıdır diyorum.
Bknz: Ağırlığını kullan. İlk bastıranın kitapları düzgünce yerleşir, diğerininki de kutulardan çıkıp uygun noktalara.

Gökhan dedi ki...

Hani abi biz beraber bir yaşamı paylaşıyorduk o zaman! Sizin yaptığınızı maç kuyruğunda önüne geçmeye çalışan adam yapmaz ya! Önce ben geldim kütüphane benim kardeşim! Siz kadınların temel sorunu bu, siz bir evi paylaşmıyorsunuz, o eve yayılıyorsunuz. Bunu sadece senin için ya da kendi zevcem için söylemiyorum. O evi kontrol edince bütün ilişkiyi kontrol edebileceğiniz gibi bir yanılgıya kapılıyorsunuz. (bkz. geçmiş tecrübeler) Oysa erkek için ev bir savaş alanı değildir zaten. Onun savaşı dışarıdadır. O sadece eve rahat etmeye gelir.

gregor samsa dedi ki...

hepinizi okudum ve karar verdim.
sen haksızsın polente ve sana laflar hazırladım. ya da hazırlamadım çünkü gökhan etmiş lafını zaten, ben onun yancısı olarak katılıyorum yorumlara.

No More Virgilius dedi ki...

la santa roja, evrensel mutsuzluktur o dediğin...
polente, "erken kalkan ihtilali yapar" der gibisin.
Gregor, Gökhan'ın yaltakçısı benim, sana ne oluyor kurabiyem?

polente dedi ki...

Ayol cins misiniz, bir anda bu ne ciddiyet, esprisel yaklaşıyordum olaya.
Yok öyle bişi biz gayet uygarca yerleştirdik kütüphanemizi, sayısal olarak fazla kitap bende olduğu için benimkiler daha fazla yer işgal etti sadece. Onun benden yüzlerce fazla olan DVD'leri de salonda kendi elcaazı ile yerleştirdiği yerde duruyorlar, dokanmış bile değilim düzenine.

Eve yayılma konusu doğru ve fekat tek nedeni benim dağınıklığım ki sırf bu sorunu aşmak için ikea senin koçtaş benim gezip hayvan gibi dolap aldık.
Toplaniciim

PuCCa dedi ki...

seksin grubumu olurmuş 3 delik neylerine yetmiyosa adamların halla halaaa:P neyse ben fazla deşmeyeyim bu konuyu kızlar böle şey konuşmaz ayıp çünkü :P
yalnız şunları okuduktan sonra gregorla ilgili bir şüphem vardı... doğruymuş meğer vay bee diyerekten bi açık yakalamış gibi sevindim :P

gregor samsa dedi ki...

sende katıl PuCCa diycem ama Virgi tahta göğüslülerden hoşlanmıyor(Anna Nicole Smith öldüğünde yas tutmuştu)
ben göğüs ayrımı yapmam ama grup sekste bakire birinin varlığına prensip olarak karşıyım:D

not: virgilius bu postun içine itinayla sıçtık, sen toplarsın artık.

PuCCa dedi ki...

göğüslerim tahta değil taammı >:/
ben hiç girmemeliydim bu muhabbete parmaklarım kopsun emii :P etik olarak karşıyım zaten aşk olmayan yerde sevişmi olurmuş ünlü üstad Fecri Ebcioğlu ne demiş,'Ne biçim sevgi üç kalp bir arada' :P

No More Virgilius dedi ki...

Gregor, bu post zaten sıçılmaya çok müsaitti, içini ferah tut, keyfine bak - ama ara sıra benimle de ilgilenseniz? :)

Pucca, "biciklerinin" büyük olmadığını söylemiştin, aristo mantığına göre büyük olmayan şey küçüktür!

PuCCa dedi ki...

zafer işaretini gösteriyo, tahta değil beni sinir etmeyin >:\ ille koyduracaksınız şuraya fotolarını biciklerimin :P

No More Virgilius dedi ki...

Pucca, kusura bakma ama o kadar çok methettin ki, mümkünse Bayan Kaltak'ın fotoğrafını göster bize :P

gregor samsa dedi ki...

kaltağın yüzü çok çirkinmiş virgilius, öyle anlatıyordu PuCCa. gerçi rekabette ne kadar objektif olabilir bilemiyoruz:)

neyse sende yüzüyle ilgilenmezsin sanırım

No More Virgilius dedi ki...

Gregor, biz ham ruhlar değiliz, piştik, olgunlaştık bunca sene... Yaratılanı severiz, Yaratandan ötürü...
(Yüzü çirkinse başka yerlerini daha çok severiz.)

PuCCa dedi ki...

cidden çok çirkin michael jackson'a benziyo hemde deli gibi:P
yiğidi öldürürüm ama hakkını yemem taş gibi vucudu var! yok ben ille yapcam diyosanız kafasına kese kağıdı geçirirsiniz alın sonuna kadar sizindir :P

gregor samsa dedi ki...

hangi micheal jackson'a benziyor? trailer zamanındaki micheal ise virgi ye uyar. yaratılanı sever yaratandan ötürü :)

PuCCa dedi ki...

son halkine pörtlek göz bembeyaz surat ama boyundan itibari araplar gibi kapkara, iğrenç ucuza yapılmış burun estetiği ince dudaklar yanaklar içine çökmüş bir hatun.. alınn tepe tepe kullanın tepe tepe ama :P