Temmuz ayının başında şaşkınlık ve endişe veren bir deprem olmuştu iş yerimde. Şiddeti yüksek, sonuçları belirsizdi.
Ağustos, tsunami ayıydı. Büyük sarsıntının ardından olumsuz bir takım olayların olacağı tahmin ediliyordu ama boyutları kestirilemiyordu.
Bugün sular çekildi.
Hasar tespit çalışmaları başladı.
Kendimi bir anda okyanusun ortasında buldum!
Çalıştığım Kurumun en havalı, en önemli, en taşşaklı, en kalabalık, en göz önünde, en stresli, en problemli, en renkli ve sürekli patlamaya hazır bomba gibi kucağımda duran riskleriyle en acaip biriminde [Bir defa yanlış yapmıştık/m, zamanında beş gün üst üste Milliyet’e manşet olduk a.q.] on bir yıldır öyle veya böyle çalışıyordum; yurt dışına gittim geldim masam beni bekledi bir sene, askere gittim geldim odam beni bekledi altı ay, hele son yıllarda iyice bıkkınlık geldi bana, çıkmak istiyorum dedim bırakmadılar, yalvarmıştım ayrılmak için duymadılar, terbiyesizlik yaptım umursamadılar. Aksine sürekli daha ağır sorumluluk bindirdiler tepeme ve tek adam, olağanüstü yetkilerle donatılmış yönetici yapıp benden sorulur hale getirdiler tüm bu karmaşa yumağını. Artık personel “sizi hayatınızın sonuna kadar göndermeyecekler” şeklinde takılmaya başlamıştı bana, bazı arkadaşlar da “senin gibi eşeği bulmuşlar, en büyük sorumluluğu yüklenip sorun çıkarmadan işleri yürütüyorsun, bırakırlar mı?” deyip dururdu zaten.
Ama işte, hayat ne garip, deprem, tsunami filan.
Yanlış anlaşılmasın, okyanusun ortasında debelenmiyorum, can çekişmiyorum; köpekbalıkları filan da yok beni dişleyecek… Durumum şuna benziyor: Sanki seneler boyu her Allahın günü İstiklal Caddesinde ve Kızılay meydanında seyyar satıcılık yapmış, taban tepmiş, o kalabalıkta, gürültüde, koşturmacada zihnen ve bedenen canı çıkıp yıpranmış birine “biz seni bir süre Assos’a gönderelim, çok yorulmuşsun, hem dinlenirsin, hem de biraz keyif yaparsın, bunu hak ettin” diyorlar (yani bana) ve elime bileti verip yolluyorlar Assos’a. Diğer bir değişle gerilimle yoğrulan, stresle çeşni katılan iş hayatım birden sakin, dingin, sessiz patırtısız bir hal alacak şimdi, bir çeşit “Yalova Kaymakamı” olacağım. Duyan arkadaşlarımdan kimi çoktan hak etmiştin bunu, deli gibi çalıştın onca zaman, artık hayatının sonuna kadar çıkmaz orada yatarsın gibi sözler sarf ediyorken, kimisi de seni sürmüşler oğlum, ayrıca tüm forsun gitti gibi laflar ediyorlar.
Doğrusu bu kişisel değil, makro ölçüde bir tsunami. Son üç ayda herkes hızlanan bir ivmeyle yaklaşan fırtınanın farkındaydı ama o kadar. Üst düzeykoca kafalı amcaların birbirlerini ısırmalarının ardından ortalığı saran toz duman biraz etkisini yitirdiğinde herkesin kıyafetinin sıçrayan kanlarla pislendiği görüldü… Bazılarının elleri de kanlıydı. Ben en az zararla atlatıyorum, hatta fayda ile; çünkü birbiriyle savaşan her iki koca amca da beni –ne hikmetse- acaip seviyor ve tutuyor.

Yarın çok daha rahat, kafamın sakin olacağı bir yere geçiyorum. Öyle ki akşam düşündüm, “yarın sabah ofise girdiğimde ne yapacağım ben? Hiçbir işim yok ki!”
Gerçekten yok. İş yerimde kitap okuyabilirim artık…
Öncesinde sabah eski personelimle (26 kişi) bir toplantı yapayım, gönüllerini okşayıp, kibarca helallik isteyeyim. Hayatlarını zehir etmedim hiç ama tatlı-sert bir tarzım olduğundan sürekli tepelerinde onları izleyen göz (e.g. Escher’in resmi) gibi durdum iki sene boyunca… Light bir diktatör gibi kıçlarını nasıl sildiklerini dahi takip ettiğim, arazi olup tembellik yaptıklarımda bunun bilgim dâhilinde olduğunu hissettirdim hep. Bugün haberi öğrendikten sonra hepsinin sessizliğe bürünmesinin benim başlarından ayrılmamdan mı kaynaklandığını yoksa benim yerime gelecek koca amcanın yönetimsel ve kişisel açılardan şerrinden endişe etmelerinden dolayı mı olduğunu merak ediyorum… Yarın ki toplantıda anlarım zaten. Sonrasında da yeni personelimi (3 kişi, yazıyla üç) çağırır, hayatıma öyle devam ederim.
Gerçekten, hala düşünüyorum, ben yarın ne yapacağım? İşim yok ya! Tsunami milleti darmadağın etti, beni ise bir lagoon'a götürdü :-)
Kitap okumaktan sıkılırsam resim de yapabilirim :-)


20 yorum var:
Gidiyor musun? Sevinmeli miyim senin adına üzülmeli miyim bilemedim...
Hayır Fortunata, bir yere gitiğim yok... 11 yıldır çalıştığım ve iki yıldır yöneticisi olduğum birimden, koridorun diğer tarafındaki bir başka birime transfer oldum o kadar.:)
üzülecek bir şey de yok... işkolikliği bir yaşam stili olarak benimsemiş ve sürekli en göz önünde olan bir yerde tüm sorumluluğun kıçına yüklendiği bir adamın tembelliğe adım atmasının şaşkınlığı var sadece:)
Gitsem sevinecektin di mi! Sana ne ya, giderim gitmem' Aaaaaa, bu ne nefret... "Ne olur geri dönme!" leri duvarlara yazan da sensindir belki :)
ani degisikliklerin (tsunaminin demedim tsunami gördün de mi diyorsun dersiniz diye) güzel tarafi insanin cabasi olmadan olaylarin sekil almasi. (tembel birinin istekleri arasinda o yüzden. bana da bir tsunami.) hadi bakalim. ayaklar suya girince bakmak lazim nasilmis. :)
-burdan bakinca güzel gözüküyor-
Çok sevindim nan! Zamanlama çok güzel olmuş. Beynindeki, ruhundaki ve bedenindeki onca kalabalık bi güzel mayışsın. Bi zaman sonra sıkılırsın belki ama hayatına bi şeyler sokuşturup o ataleti yorarsın o zaman da artık.
Ne demeli; tembelliğin hayırlı uğurlu olsun, güle güle kullan :)
yazında bir yerde "Diğer bir değişle" demişsin ya ben en çok oraya takıldım nedense, sanaki kelimelerin üstadına yakıştıramadım, neyse.
sonrasında o kelime ve yazdığın yazı nedense; "iğdiş edilmek"i çağrıştırdı.
sonra, üzülme!, gittiğin yere; ben ziyaretine gelirdim dicektim ama uzağa gitmiyormuşsun, o yüzden gelmem.
kitap okuma zamanlarında goethe'in faust'unun en güzel çevirisini bul ki bende okuyayım.
ben daha o kitabı da okumadım. o kitabı bana hediye al bi de. bu kadar. :)
o.zlem,
bu tsunami kimi generallerin rütbelerini söküp onları çavuşluğa düşürdü, kimisini de benim gibi tatile gönderdi... Başından beri tavrım "ben işimi yaparım, kimse için de değil, sadece kıçımı kurtarmaya çalışıyorum" olduğundan ve bunu da karşı/üst tarafa her zaman dile getirdiğimden insanlarla bir problemim olmaz, gene olmadı. Mükafatım oldu! Bana da güzel geliyor, ama sıkılırım ben yaa...
Sen de mi tsunami istiyorsun? Ben sana yazı vereyim, tsunami yollayamam:)
[Bu da senin tsunamin olsun... damara basmak ve acıtmak gibi kötü huyların var, kusuruma bakma lütfen…]
http://postmortemofvirgilius.blogspot.com/2007/01/o-gn-arjuna-krinann-kz-kardei.html
bahtsız bedevi,
bu güzel ve tembel günler geçecek, biliyorum ki bir süre sonra beni geri alacaklar... Koca amcalar birbirlerini yiyip bitirsinler önce:)
mathy,
bir bu faust konusunu konuşmamış mıydık? Ben sana M.E.B. yayınların baskısını okuduğumu söylemiş, dili eski ve anlatımı çok iyi değil demiştim, ama ucuzdu :) Sonra Faust'u okuma, yazıktır, otur Seda Sayan izle eğlen filan demiş olmalıyım.
Neyse kitabı al hediye et demekle yetinmişsin, "özetini çıkar bana anlat" demediğine şükretmeliyim :-)
bilmediğim işinde, bilmediğim yeni görevinde de hayırlı olsun.
yaklaşık 2,5 yıl önce kendi kararımla bende "kendi isteğimle kölelikten" "sayfiye yerine" geçiş yapmıştım iş değiştirerek.
ilk zamamnlar her şey güzeldi.
son zamanlarda her şey güzel.
ortadaki zamanlardan bahsetmek
istemiyorum. fakat ipucu olarak şunu söyleyeyim: bünye tembelliğe alışınca eski iradi kölelik temposuna dönmesi çok güç oluyor. tembelliğe çok alışma.
Sen şimdi boş vakit bolluğundan daha sık yazmaya da kalkarsın.Ay hiç çekilmezzzz :)
Neyse aylaklık günlerin hayırlı uğurlu olsun.Çalış çalış nereye kadar zaten :P
türkiye manzarasına baktığımızda Borsada bayağı bir üşüş sözkonusu! bu mutlaka şirketleride etkileyecektir. durum böyle olunca şirketteki amcaların satrançtaki taşların yerini değiştirmeyi ön görmüş ve benimsemiş olmalılar. .)
ancak dereyi geçerken at değiştirmek ne kadar doğrudur bilinmez... düşüncesi hasıl oldu bende...
yalova kaymakamına takıldım açıkcası, 'bundan sonra kimse beni iplemez' mi demek istedin acaba?...
yazı 17 sinde yazılmış, ve yazıda 'yarın ibaresi var. yani bugün..
ee vaziyetler nasıl?
arzu pınar,
teşekkür ederim.
gregor,
yıllarım tam manasıyla hamallık yaparak geçti ama değer verilen, götü kaldırılan ve kendini bir şey sanan hamal. Şimdi ise hamağa uzanmış beş para etmez bir serseri oldum, alışmak zor! Alışırsam geri dönemem cidden.
AnnePeri,
vakit bolluğu insanı rahatsız ediyormuş ya, içimden (kötü) bir ses geri dön, uğraş didin diyor:)
halimdenhali,
Vaziyet komik, her iki "amca" beni sabah ayrı ayrı çağırıp gıyablarında birbirilerine küfür, hakaret, bilumum haltı sıraladılar ve benden de destek istediler: Biri -beni yeri yerime gönderen- bu değişikliğin benim için çok yararlı olacağını, bana çok güvendiği, limitsiz açık çek (aynen böyle dedi) tanıdığını söyledi... Diğeri (benim eski yerime gönderilen koca adam) bana bu kötüşüğün nasıl yapılabildiğini, düzeni ve sistemi çok güzel kurduğumu ama şimdi kendisine kötülük yapmak için beni de devre dışı bıraktıklarını...bıdı bıdı..
Valla çok eğleniyorum! :-)
hadi hayırlı olsun :) oturma yatarsın, yatma uyursun. kendini oyalayacak birşeyler bulman gerek sanırım tez elden...işkoliklerin emekliliği çok dokunaklı olurmuş ya, belki bu da emekliliğine hazırlar seni. birden tepe üstü çakılacağına, yavaş geçiş yaparsın :)
hof...aslan burçlarının önünde güzel bir on sene var diyordu bir astrolog...değişim ayları bunlar...hepimiz muallaktayız, ayrı :p
ya bunlar iki gün sonra 'işlerin düzeni yok madem koridorun sonundasın şu dış kapıyı da açıver bakayım' derlerse!! .))
bu işsizlik senin gibi bir ağır şahsiyetin altında ezilir büzülür gari .))
bence işin keyfini çıkarmalısın. insan ne kadar farkına varmasa da, uzun yıllar sürekli çalışınca yoruluyor. eskisinden daha verimli ve yaratıcı olmak için molalara gereksinim var. sen de bu işte kendini toparlarsın, hem de sevdiklerine ayırmak için enerjin kalır.
bayaa yetkili bir işe atandığımda, eski müdür kös kös koltuğu bana vermişti. ayağımı kaydırmak için elinden geleni yaptı. sonuçta bende 0 heves, hayata küsüyordum neredeyse. o hala orada ve hala sevmediği mevkide, benim durumumu biliyorsun. ama köstek olmak yerine, destek olsaydı; emin ol onu çok güzel terfi ettirebilirdim. gevezeliğim tuttu yine.
birisi tsunami mi dedii nee? uzmanlık alanım.
hemen açıklamalara başlayayım.
bak tsunami sırasında bir yerde deniz onlarca metre dalga ile çalkalanıyorsa bir yerde de mutlaka çekiliyordur. yani sen tam okyanusun ortasında kaldıysan bil ki o sular geri dönecek.
oh beee. ben de yaptığım doktora hiçbir yerde işe yaramayacak diye endişeleniyordum. Mappy konusunda beceriksiz olabilirim ama bu konuda 3-5 bişe(yazı ile üç-beş) biliyorum.
boş gezenlerle dolu ülkemin insanları arasına hoş geldin. bak rahatına yaa. bu ülkede idealizmin artan mide ağrılarından başka bir işe yaramayacağını yıllar evvel uyaranları dikkate alıp anlamalıydım. öğrenmek yavaş ve acılı bir süreç.
Azot Narkozu,
Kendimi oyalayacak ilk şey olarak canikom-kankam-bir tanem-dostumun eski (iki aylık) Blackberry'sini aldım bu akşam, benim gibi teknolojik özürlü/engelli biri için bir ayda ancak çözülür o yaratık:)
on senelik bir öngörüde bulunarak kendisini aşmış o astrolog arkadaş:) Ayrıca ortalık aslandan geçilmiyor, hepimiz mi mutlu olacağız yani? Haydi hep beraber Arcadia'ya!
Arzu,
Gereğinden fazla politik ve pek diplomatik davranabilme yeteneğim var, o nedenle işkolikliğin yanında beşeri münasebetlerimle de insanların vaz geçemediği bir adam oluveriyorum... (riyakarlığın ve adiliğin adı diplomasi olmuş biliyorsun)Darısı senin başına demek isterdim ama o kadar kötü ve düşük karakterli olmadığını görmek beni sadece sevindirir.
Bu da sana gelsin, eğlenirsin. Konu farklı ama yaklaşım aynı:
http://postmortemofvirgilius.blogspot.com/2007/09/kendimle-konumalar.html
nautilus,
açıklamalara bak, yoksa oşinografi uzmanı mısın sen :)
sular geri dönsün, inan bana, büyük konuşmak gibi olmasın ama gene sıfır zararla atlatırım, çok kötürüm ben çoookk:-)
ah bürokrasiii. işin zor be abi. ama diyosan ohoo süper rahatım salla başı al maaşı modundayım. koyver gitsin :) aç kitabını oku :)
Vakit bolluğundan korkuyorsun demek...
.ruhöküzü,
rahatım, kafam dinç, geceleri telefonumu kapatabileceğim, bayramda uzuuuun bir tatil yapacağım. Koydum gitti! :-)
fortunata,
Vakit bolluğu... tuhaf bir şekilde acıttı beni şu cümlen; içim sızladı biden. O zaman sana da küçük bir ,insan/modernite otopsisi sunayım, eski bir post da sana gelsin, senin olsun.
http://postmortemofvirgilius.blogspot.com/2007/11/uzun-uzadya-uzatlan-mrldanmalar.html
(sürekli cepten yiyorum yaa)
çokzekisinbaşkanedenir.
Yorum Gönder