Neyse...
Tatile konser yüzünden gidemedim.
Davetiye gelmedi diye konsere de gidemedim.
Köskös otururken birden kendimi mutlu etmeye karar verdim.
Gittim kendime yeni bir bilgisayar aldım.
Yeni bilgisayar adamı mutlu etmeye yetmez, ama o bilgisayarla FIFA 2009 oynayabilirse o adam, işte o zaman yılın en mutlu günlerinden birini eda ediyor demektir.
Özlemişim ulan!
Bugün kaldırdığım eski bilgisayar FIFA 2007'den sonra tedavülden kalkmıştı... Konfigürasyonu yetmediği için 2008'i kaçırdım... 2009'u da ucundan yakaladım. İki ay sonra 2010 çıkar ama olsun, bilgisayarcı FIFa 2011'i garanti etti, beni iki sene rahat rahat idare edermiş...
Saat 16.00'da kurdum bilgisayarı, 02,30'a kadar aralıksız oynadım. Dizlerim ağrıyor, dün kestiğim tırnaklarımın uçlarına kan toplandı klavye tuşlarına basmaktan, gözlerim kızardı belki ama içim pır pır ediyor:)
Üç sene kadar önce şöyle bir şey yazmışım:
***
18 Ekim 2006 Çarşamba
Pazar günü akşam kendi kendime söz verdim, artık kitap okuyacağım, bu salak nette harcadığım salak saatler beni salak ediyor, kendime çeki düzen vermeliyim vs. diyerek.Pazartesi güzel geçti.
Salı arkadaşım gelip ne zamandır istediğim FIFA 2007'yi kurdu bilgisayarıma.
O günden bugüne, ve sanırım daha uzun süre ne kitaplar olacak akşamlarımda, ne de net...
Yağmurdan kaçarken doluya tutuldum, ama gene de Viva FIFA!
(Eski bir konuşma, uzun yıllar önce anneciğimle aramda geçen:
A- Artık evlenmen gerek, zamanı gelmedi mi?
B- Belki, ama o zaman eve gelip saatlerce FIFA oynayabilir miyim? Hiç sanmıyorum.
A- Oynayamazsın tabii, karını bırakıp bilgisayar oyunuyla mı geçireceksin akşamları. Onunla oynaman lazım.
B- FIFA kadar zevk verir mi bana? Evlenmesem de olur, erken sanırım.
A- Sen ne zaman büyüyeceksin?
B- Bekleyelim görelim. )
***

Not: Bir süre kitaplara, bloga, pornoya ve kendime çeki düzen vermeye ara veriyorum :-)))


37 yorum var:
Hayirli olsun bebisim, gule gule kullan..her ne kadar fifa oynamayi 8 yil once birakmis olsam da, tekrar baslayip senin hakkindan gelecegim dakikalari iple cekiyorum, unutma artik bi de 46 inch televizyonun var :)
Sevgili Virgilius,
Fifa falan bilmem ben, zır cahilin tekiyim ama konser güzeldi. Birazcık zengin olayım sevgilini de seni de alıp Avrupa'da bir yerlerde Leonard Cohen konserine götürürüm. Söz.
Ayrıca emin ol ben de davetiye ile girdim. Yoksa bu konserin biletlerine yaklaşmak mümkün olmayacaktı.
Bilgisayar hayırlı olsun. Sevgiler..
Sevgili Virgilius,
Fifa falan bilmem ben, zır cahilin tekiyim ama konser güzeldi. Birazcık zengin olayım sevgilini de seni de alıp Avrupa'da bir yerlerde Leonard Cohen konserine götürürüm. Söz.
Ayrıca emin ol ben de davetiye ile girdim. Yoksa bu konserin biletlerine yaklaşmak mümkün olmayacaktı.
Bilgisayar hayırlı olsun. Sevgiler..
cohen fifa ve pes serileri yaninda hafif kalir. bunlar bambaska dunyalar gitmeyen gidipte donmeyen bilemez anlayamaz. bende dev ekrana geciyorum ps3 hayalleri belki eylulde. laptop olunca tadi cikmiyor en iyisi tv. selamlar iyi oyunlar.
o davetiyezedelerden biri de benim virgilius, ama şimdi fortunata'nın davetiye ile girdiğini duyunca içimi tuhaf bir his kapladı..
ben fifa bilmem wow bilirim..
bu yazı bana bişey kazandırmadı,sana da yakışmamış.hani derler ya eften püften olmuş.işte öyle birşey.
bana sorsan, davetiyeyi bekleme derdim, en sağlamından tanıdığın yoksa. ama sormuyosun ki.bilet fiyatlarını öğrendiğimde o paraya üç gün tatile dedimdi bende tee aylar önce, param yoktu, tatile de gidemedim ayrı. ama param olunca gitme şansım hala var, senin yok...he he...çalışmak bazen kötü bişi..
sanırım biri "davetiyezedelere döört.." diye beni çağırdı.. kardeşim.. yılmaz erdoğan'ın kankasından istedim (bkz. organizasyon BKM) daha napiim.. perşembe akşamüstü bile uçup gitmeye hazırdım.. fekak olmadı.. olamadı..
augurous,
multiplayer hatta online oynamaya hazırlan :-)
Fortunata,
Fifa serisini bilmemek cahillik sayılmaz, ama konsere davetiyeyi nereden buldun be kadın!?
Teşekkürler güzel dileklerin için.
Aganti Aga,
Fifa 96'dan bu yana sevdalısıyım meretin, eylüle bir şey kalmadı zaten.
nixie,
ben de huylandım açıkçası. hiç bir davetiye isteğim geri çevrilmemişti halbuki.
wow ne, world of wonders mı?
eczahaneci,
Ara sıra burnumu karıştırıyorum ben.
mathy,
iki hafta daha iznim olduğunu, ekim ayında kudüs'e gideceğimi bilmiyorsun tabi. Neden bilmiyorsun? Sormuyorsun ki :-)
demo,
Fortunata bizzat Yılmaz Erdoğan'dan almış olmasın bu davetiyeyi?
sevgili virgilius;
doğum günün kutlu olsun,
gönlün neşeyle dolsun..
sevdiceğin dolma yapsın..
karnın tıka basa doysun..
bir de sevdiceğine 'the sims' al en iyisi.. sen fifa oynarken o da onla eğler kendini.. hem mutlu yuva kurmakta başarılı mı değil mi test etmiş olursun :))
poff world of warcraft o..
Sevgili Virgilius, Prusya Kralı ( blogdan tanıyor olmalısın ) kardeşim olur. Ayrıca kendisi sanat sepet insanıdır. anlayacağın evde kalmış ablaya arada bir güzellik yapıyor:)) Ama söz, hayatın ve senin için bir hoşluk düşüneceğim:))
sevgili virgi, sana bu yaşta hayat dersi vermem doğru olmaz ama hayatta bazı tatlar vardır ki insana her şey Fifa 2009 değilmiş dedirtir...birde PES2009 u dene(playstation)...eve aldığımın ertesi günü masaüstü pc yi içinde bilimum Fifa ve COD serisi ile birlikte satıp taksitlerini kapatmıştım :)
ve kesinlikle bir kadının en büyük düşmanı :)
http://postmortemofvirgilius.blogspot.com/2006/12/nasl-balarsa-yle-mi-gider.html
tarih tekerrürden ibarettir:)...
doğumgünü çocuğu virgilius,
iyi ki doğmuşsun.. bak bir yılı geçmiş senle karşılaşmamız.. o puzzle'ı sevmem için bir sebep daha işte :)
bu arada bugün yılmaz erdoğan'ın kankası adamı ziyarete gittim -o da yılmaz- adam demez mi "aaa.. unuttum ki ben onuu.. arasaydın ya kız!"......................................... anam anaaaaağğğmmmmm... bu adam unutmuuşşş... konsere gidebilirmişim meğeerrr.. kafamı duvarlara vur vur vur vuurrr... her şeyin azı karar, çoğu zararmış gerçekten de... ne kasıyosam kibarlık edicem, adamı taciz etmiycem diye.. ara sor di mi... içim cızz ediyo hala..
metni okurken 3 sene sonraki yazınız nasıl olacak acaba diye düşünmeden edemedim:) gerçi blogunuzu inceleme fırsatım olamadı ancak baktığım birkaç şey de gördüğüm istikrarlı bir yapınız varmış gibi... ve belki de bir a ve b seçeneğinden ayrı bir c seçeneğimi oluşacak:) karınızla belki de fifa oynayacaksınız:)... mümkün olabilir değil mi? yaşam bu seçenekler sınırsızmış gibi...
ve futbol sadece bir oyun değildir değil mi, erkeklerin savaşma isteğinin, karşı koyma dürtüsünün boşaltıldığı yerlerdir ki bu yönlendirmeyle bir ehlileştirme söz konusudur... terimlerine bakınız: hucüm, saldırı, savunma, avantaj, taktik... franco'nun 3f sininden olmasını yazmıyorum bile... ve hayır futbol karşıtı değilim hatta öle yazdığıma bakmayın lisedeyken fanatikliğim bir yana okul kız futbol takımında defans oynamışlığım bile var:)...
ps: şu en alttaki anketi yenileme şansımız yok mu?...
iyi ki doğmuşsun virgilius. güzel günler göresin. (biliyorum, 70 yaşında nineler gibi yazdım ama nedense doğumgünü denince böyle oluveriyorum:))
Bebisim, yeni yasinda da gulecegimiz, aglayacagimiz sizlanacagimiz icecegimiz gunler geceler olacak, ben burada olacam, just next to you..ii ki varsin be kardesim..
nixie,
teşekkür ederim bu minik şiir için, en çok dolma kısmını beğendim:)
O kişiye oyun filan almam, girsin mutfağa dolma pişirsin bana :)
Fortunata,
ŞAhsında Kaiser'e hürmet ederiz:)
birfincankahveiçinbirpenny,
bir kadının en büyük düşmanı olduğu konusunda haklısın, birisi şimdilik strateji belirliyor. Dün bir ara "çok düşüncelisin, ne var aklında?" diye sordu, "Vicente sol kanatta hızını ve tekniği koruyor ama fifa2007'den bu yana yaşlandığı için olsa gerek tempolu oyunda iki devreyi çıkartamıyor, ortanın soluna Silva'yı koysam o da genç ve çabuk ama çok kıtkırıldım. Villa'nın yanına Morientes'i koymayı düşünüyorum ama bu defa da takım oyunu genel olarak yavaşlıyor, ayrıca Baraja da çok kart görüyor hakemlerin gıcıklığı var sanki adama.. Ne olacak bu Valencia'nın hali, zaten üç senedir La Liga'da da sürünüyorlar... Bir şeyler yapmalıyım" dedim...
Ben bunları söyledikten sonra o karar kara düşünmeye başladı ama sormaya korktum :)))
belle helene,
bu blog'ta Fifa'ya çok atıf görebilirsin:)
demo,
demek bir sene olmuş... nice bir senelere:)
Bence o adam timsah gözyaşları döküyor demo. İnanma!
belle helene (2),
üç sene sonra ben ne halde olursam, hakkında bir yazı zırvalarsam şayet o yazı da o halde olur.
Bir de kadın dediğin futboldan anlamamalı, peryodik aralıklarla erkeğe "offside ne" diye sormalı, hatta azıcık da futbol karşıtı olmalı... (okul kız futbol(!) takımında defans oynadığını okuyunca, aklıma birden Full Monty filminde kadınların ayakta - pisuvara işediğini görüp buna isyan eden erkekler geldi. Çok affedersin.)
Ne anketler yaptım, iki yüz kişi baktı sayfaya da elli tanesi işaretlemedi kendine göre bir seçenek. Ben de darıldım.
JoA,
teşekkür ederim, çok incesin. Hepimiz görelim o güzel günleri, gülelim eğlenelim kâm alalım dünyadan.
Augurous,
amma duygu yaptın ya :) Sen gene ağlayacaksın "bu karılar götüme koyuyor, bebişim ne bok yiycem ben" diye sorup, ben de sanki kendime hayrım varmış gibi sana öğütler vereceğim, yeni yaşımda olacaklar bundan ibaret, ma seni seviyorum abi :)
(pardon ya, kendime hayrım var hamdolsun)
işte sırf bu yüzden de oynamış olabilirim: 'kadın dediğin böyle olmalı' yargısını kırmak için:) fenamı oldu, hayır... takım arkadaşlarının hamlelerini önceden kestirmek ona göre paslaşmak ve bu bağlamda da takım olmak, rakibini altetme teknikleri sağ gösterip sol vurmak, gerçi hiç bu kadar iyi bir ayağım olamadı ve pek beceremiyorum hala, ama kalemi çok iyi korur, orta sahayı bir anlamda güçlendirir, tehlikeleri her şekilde yok etmeğe çalışırdım yani faulden, şiddeten hiç çekinmez hatta ve hatta sırf bu yüzden defansa konmuş olabileceğimi düşünüyorum:) çünkü öfkeli, tepkisel bir ergenlikti ya da şimdi bakınca belki de herkes kadar sancılı, çetrefilli, çelişkili...
niye bu kadar ayrıntı, o ünlemden anladığım kadarıyla sanırım pek inandırıcı değil, kadınların erkeklerin yaptığı şeyleri de rahatlıkla yapabilmeleri:) ve aslında çok şey kattı cidden, ki her kadın futbol bilmeli, oynamalı şeklindeydi geri bildirimler yani sizin düşüncenizin tam tersi yönde... hoş bunu da anlıyorum, bazen deneyimlemediği konularda ön yargılı olabiliyor insanlar:) ama haksız olmadığınız noktalar da var: her ne kadar oynasamda geçici bir hevesti, gerçi hala takım tutarım, maç izlerim belki de 90 dk. kaptırırım kendimi ama pek bana aitmiş gibi de hissetmiyorum ama karşıda değilim çok keyifli bir dünya, yaşamak lazım:)
şu anlamama meselesi varya bazen göründüğü gibi değil, yani kadınların neyi, ne için yaptıklarını çoğu zaman bir kadın olarak bile anlamak pek mümkün değilmiş gibi... neden mi bahsediyorum: bir kız arkadaşım sevgilisine maç izlemeği dar ederdi, anladığı halde anlamamazlıktan gelirdi nedenini sorduğumda ise 'onun, benim dışımda bir şeye böyle bağlanmasını hazmedemiyorum, keyfini bozuyorum:) ki cidden sadece onunkini değil hepmizinkini.. maçın en kritik anlarında 'neden sarı kart oldu ki şimdi gibi ya da korner neydii topun dışarı çıkması mı' şeklinde sorular ki ardından sevgilisi de saf saf hayır bebeğim taçtı o! gibi açıklamalarla içine ederlerdi keyfimizin:)...
ve son olarak anket mevzuunda belirtmeliyim ki bende şimdi darıldım:) hem boş verin niceliği, niteliğin öenmi yok mu... eminim ki o cevaplıyanlar ilgiyle, zevkle, şevkle, vakitlerini ayıraraktan yanıtlamışlardır ki böyle anketlerinize yanıtlar vermek isteyen okurlarınıza rağmen dargınsanız ne diyelim, canınız sağ olsun:)
ps: dün belirtemedim farklı açılardan bakabilen bir blog sizinki, ve bir arama yaparken okudum bir yazınızı ki çok farklı bir açıdan yaklamışsınız, bakış açınızın tam tersi yönde düşünürken acaba böyle olması muhtemel mi diye düşünmeğe başlamadım değil:)... neyse övgü insana kendini güzel hissettirirmiş... elinize sağlık...
Cuma diyorum, başka da bişi demiyorum.
kısa ve özcene happyli birthdayler.(dündü biliyorum ama sor bi neden?)
laaa
lala lala lalaaa
lala lala lalaaa
lala lala lalaaa
la
:)
Doğum günün kutlu olsun bebekk..
Futbolu günahım kdar sevmem ama sevgilimle izlemeyi seviyorum. Çünkü adamın o konsantre halini izlemek çok keyifli. Bir iki de soru soruyorum, anlatırkenki halini de çok seviyorum. Komik bir kere. Çok çocuksu bir de. Dediğin gibi dönüp dönüp ofsayt ı soruyorum dönüp dönüp neşeyle anlatıyor. Ben de neşeleniyorum. Hele bir wuut hadisesi vardı ki. :))
Komiksiniz işte oğlum..
bu arada yazinin sonunda bi sureligine ara verdigin sevdigin seylerin arasinda bebisinin adi gececek diye odum koptu:)
belle helene,
kadınlar hakkında o kadar çok şey yazdım ki (bakınız blogtaki postların %95'i) şimdi gene kadın şöyle olmalı, böyle yapmalı gibi şeyler zırvalamayayım. Zaten sevgilim de bir kadın (homofobik değilim) ve tüm olumsuzlamaları yemiş tükürdüğünü yalamış bir adam durumundayım. Spor iyidir en azından bıngıl bıngıl yağların sallanmaz sen yürürken. (bakınız yorum yapan okuyucu memnuniyeti)
Anket konusunda yaram var: sen yenisin bu topraklarda, bilmezsin: gregor samsa'nın anketlerine yüzlerce kişi oy verirken benimkilere kimse bakmıyordu bile. Ayrıca anket dediğimiz halt niteliği öz ardı eder, katılımcılardan kompozisyon yazmalarını istemiyoruz, şık işaretlesinler yeter:)Lütfen kırılmayınız.
p.s. hakkında iki satır: Bu blogta olmayan başka hiç bir yerde yoktur.
Her ne ararsan burada bulabilirsin.(bakınız:
http://postmortemofvirgilius.blogspot.com/2007/04/testament-alyor-fonda-practice-what-you.html)
polente'ciim,
cuma okey. Ama lütfen Avrupa yakasında olsun:)
Egoist,
sormam için tahrik ediyorsun ama bilirsin tahrik edilmeye gelemem, olurum: Madem biliyordun dün neden tebrik etmedin bakiym?
(teşekür ederimmm:))
Talisman'ım,
Erkekler sevdikleri kadının yanında saf salak ama mutlu bir çocuğa dönüşüyorlar, arkadaş grubuyla izlesin o maçı bak ağzından küfür düşüyor mu :-)
Teşekkür ederim cici şey :)
Augurous,
bebişim her şey fani sen bakisin, hepsi muvakkat sen müebbedsin benim için :-)))
belle helene,
bu da "darıldığımı" deklare ettiğim post:
http://postmortemofvirgilius.blogspot.com/2008/09/anket-okumas.html
ek olarak, postlarınızın %95'ini okuma fırsatım olmamasına rağmen diyebilirim ki kadınlara ilgi duyan homofobik olmayan birsiniz... bunu vurgulama nedeniniz belki de açık olmayan bir tarzda, bir önceki yorumda yazmış olduğum: 'insan deneyimlemediği konularda ön yargılı olabilir' ifadesi ise, bu deneyimlememek: ' hem futbolu bilen, hem de gayet 'kadın' olabilen kadınlardı:) ayrıca tüm olumsuzlamaları sindirmiş olmanıza rağmen, kendinize bu kadar yalın ya da çıplak bakmak ve bu kadar açık olmak bence bir erdem olabilir...
darıldığınızı deklare ettiğiniz postu 63 yorumla beraber okudum:) ve anlaşılan farkında olmadan yaraya tüz başmışım:) ve peki, kırılmayacağız:) hem yorumlardan anladığım kadarıyla bu topraklarda eskiden beri mesken tutmuş okurlar dahi sizi ikna edemediyse, bu topraklarda ki bir yeni yetmenin ne haddine!
ps: burada her ne ararsam bulabilmekten öte ne aradığımı bilemiyorum ancak ben'e katılmamak elde değil: 'buna rağmen cezbediyor':)..
aleyhimde delil olarak kullanılmadan önce hemen düzelteyim: tekrar baktım, yanlış okumuşum sizi ikna etmişler:
''No More Virgilius dedi ki...
aeiou ve Anneperi,
şu kişisel deprem, sonrasında tsunami ve suların çekilmesinin ardından hasar tespit çalışmaları bitireyim hele, değişik anketlere hazır olun - acaip şeyler yazıcam.''
ve sanıyorum ki bu topraklarda yeni olmak ya da geçmişte ki hayal kırıklığınızdan dolayı anket yapmanız konusunda ki ısrarımızdan vazgeçmeliyiz!...
belle helene (1),
madem öyle, o zaman cezbol:)
belle helene (2)
madem öyle, o zaman vazgeç :-)
madem öyle! öyle yapayım bari:)
ve aslında edilgenlik acayip bir şey değil...
dünyaya döndüğünde 'more' yazısı isterük.
bu isteğin emr-i vaki olarak görülmemesini de isterük.
Virgil aslında sormazsın diye şettimdi :)Herkesle aynı şeyi yapmak gıcık bir durumdur.Bu başka tabi ama olsun en azından birgün sonra kutlarım dedim kendime olay budur :)
Dün gece Ortaköy'de kitaplara bakıyodum "Deliliğin Tarihi" diye bir kitap.Senin bahsettiğin kitap diye anımsadım aldım değilmiş.Sofinin dünyasından sonra felsefesine de kitabına da demiştim.Üstelik okunmuş,çiziktirilmiş bir kitaba sıfır km fiyatı ödedim.Sinirliyken kendimi aşıyorum kahretsin :) Kitap hakkında bilgin var mı? Hayattan soğumak istemiyorum da okuyup
Sen miydin bana hava atan, ohh canıma değsin, gidemedin ya konsere :) Neyse lafımı sokmanın verdiği dayanılmaz hafiflikle doğumgününü de kutlayayım :) Benimki de 8' iydi, mutlu yıllar aslanlara.
belle helene,
edilgenlik çoğu zaman "pasif atak" olarak düşünülebilir. çok da güçlü bir silahtır doğrusu.
madafaka,
üstteki yazıyı sana hediye ediyorum bülent ersoy promosyonuyla birlikte:P
Egoist,
Foucault... Okumadım o kitabı, ama Mehmet Ali Kılıçbay'ın hayranıyım; o adam ne yazsa ve ne çevirse okunmalı diye düşünüyorum açıkçası. (Kitabı çeviren M.A.K., İmge yayınları.)
bahtsız bedevi,
demek öyle, seni gidi marla kılıklı erol taş...
mutlu yıllarmış, pöh!
evet farkettim...
Yorum Gönder